1. DövizALIŞSATIŞ
  2. USD
  3. EURO

 

 

 

YENİ DÜNYA DÜZENİ16 Mayıs 2018 - 22:45, Çarşamba


Çiğdem Bakan Yılmaz

Tüm değerlerin altının boşaltıldığı, pre-modern toplumları yıkıma uğratan ve kimlikleri yok eden, post-modern dünyanın sonuna gelindiğinin, kaçımızın farkında olduğunu bilemiyorum fakat, geç post-modernizmi yaşayan toplumumuzu, bu konuda nacizane bir parça aydınlatmak niyetindeyim. Bir önceki yazımda kısmende olsa işaret etmek istediğim, geleceğin yeni dünya akımı olacak olan metamodernizm argümanını, bu yazımda birlikte irdelemek ve birlikte düşünmeyi amaçlamaktayım.

Dilerseniz öncelikle metamodernizm nedir? Postmodernizmden farkı nedir? Toplumun sosyo kültürel alanlarında nasıl bir etki yaratacaktır? Bu soru başlıkları ile düşünmeye başlayalım.

Metamodernizm; Temelde kelime anlamıyla postmodernizm ile aynı anlamı taşıyor gibi görünüyor olsada, genel anlamda  sarsıcı bir karşı duruşu, kökten yok edişi temsil eder ve ayrıca meta ön eki ile tartışma anlamınıda yüklemektedir. Bu bağlamda incelersek, modern hayatı kendi perspektifinde parçalara bölerek, ayrıntılı düşünmeye  ve ona yeni bir form, ferah bir bakış açısı getirmeyi, öz gaye olarak benimsemiş bir akım olarak değerlendirebiliriz.

Postmodernizmin kısa bir tanımı ile metamodernizmin, postmodernizmden farkı ne olduğu sorusuna gelecek olursak,  1.dünya savaşı ile sona eren modernizme karşı tepkisel örüntülü, tüm hareketlere doğrudan inanmayı reddeden, farklı bakış açılarıyla farklı analizler ortaya koyan, daha doğru bir ifade ile tüm sosyo kültürel alanların altını boşaltarak, kimlik kargaşasına neden olan, yanısıra bir boşluk çağına geçişi beraberinde getirerek, yapıbozuma uğratan postmodernizmi, paralel bir görüş olarak şu şekilde de ifade edbiliriz aslında; düşünsel ve zeminsel olarak yerleşmiş, hatta neredeyse doğruluğundan şüphe duyulmayan soruların, cevaplarını göreceli olarak yıkıp, yeni cevaplar yerine yeni sorular üretmeyi amaçlamıştır. Felsefi boyutundan hareketle, metamodernizmin postmodernizmden farkını gözetecek olursak, postmodernizmin, modernizm sonunda gelinen son nokta olmadığını, olamayacağını görmemizi sağlayan, tarihsel arka planıda düşündüğümüzde, gerekli bir süreç olarak algılamak en doğrusu olacaktır. Bir nevi ara geçiş…

A.Gıddens a göre postmodernizm modernliğin sonuçları olarak düşünce iklimimize tezahür eder. Bu açıdan bakıldığında, onun deyimiyle modernliğin sonucunu yaşıyorsak gelişmeler neticesinde, sonunucunun da sonucuna gelindiği  durumu  aşikar görünmektedir. Kavramsal olarak akıma bir isim atfetmek, toplumdaki sosyolojik karşılığı tanımlamak içindir.

Her şeyden önce metamodernizm, varoluşsal evrenin tasarımsal gerçekliğini kabul eder ve bu doğrultuda hareket eder. Aynı zamanda buna bağlı olarak tartışmalara zemin hazırlar. Özgürlük ve eşitlik bu akımın öz değer yargısıyla taşıyıcı değerleridir. Nitekim aydınlanma çağının getirmiş olduğu, batı endeksli modernizmi merkeze almayı reddeder. Doğu ve Batı sentezini birlikte senkronize ederek metamodernist felsefi düşünceyi, dünya kültürüne entegre edecektir. Sözünü ettiğimiz kültür, aynı zamanda küresel kültürüde ifade etmektedir. Tek bir topluma evrilen düzende diyebiliriz elbette. Dolayısıyla, metamodernist bilim insanları, felsefeciler küresel bir amaçta birleşeceklerdir. Bu bir anlamda varolan sistemlerin sonu olmasıyla eş anlamlıdır. Belki de dünyada büyük bir kaosun sonucuda gerçekleşebilir, kimbilir! Hatta yeni bir toplumsal inşa anlayışını beraberinde getireceğini varsayarsak, ki bu durumda bu kaçınılmazdır. Radikal bir değişim sonucu ile toplumda sosyolojik karşılığını elbette ki bulacaktır.

Metamodernizmi,  adalet sağlayıcı global bir toplumsal hareket olarak benimsediğimizde, gerçekte sadece alternatif bir görüş sağlamakla kalmayıp, yapısökümden sonra yapıyıkım, yeni toplumsal inşa olanağı sağlayacağı gözlerden kaçmamaktadır. Bu felsefi alt tabanı olması ile birlikte, fiziksel dünyaya baktığımızda dijital dünyayı hayatımızın her alanında görmeye, özellikle de derinlemesine içselleştirmeye şimdiden alışsak iyi ederiz.

Dijital sanayi devrimi ile gelecekte insanın daha fazla özgürleşeceği ön görülmektedir. Bu gelişmelerin sosyo-kültürel hayatımıza etkilerini çok daha olgusal olarak görmeye başlayacağız. Gerçekliğin yeniden üretilmesi imgelerede mutlaka yansıyacaktır. Beraberinde bir çok mesleğinde yok olduğunu gösteren ayrıntılara rastlamak mümkün görünüyor. Sanatsal tüm alanlarda, buna istinaden mimari yapılarda, akıllı sistemlerdevarlığını hissettirecektir. Dolayısıyla yaşamsal hayat pratiklerimizde, köklü değişimlere neden olacak, zaten başlamış olan devrim niteliğindeki bu akım, olanca hızıyla yeni dünya düzenine karışmaya başlamış görünüyor. Karmaşık görünmesine rağmen her halükarda değişim ve dönüşümü getirmeyi hedeflemektedir. 

Sonuç itibariyle şunu ifade etmek isterim ki, küresel dönüşümün getirdiği bir çok olanağı istesekte istemesekte, değişimlerinin sonuçlarını  hayatımıza alma zorunluluğumuz olacaktır.

Şunu da temin ederim ki, ara jenerasyon olan bizler,  sonun başlangıcı konumunda bir yerlerde evrenin nufüs ettiği insan topluluklarıyız. İrademiz dışında gelişecek olan bu akım, tüm düzenin değişmesini beraberinde getirirken ve  aynı zamanda bir o kadar ürkütücü olmakla birlikte, özgürlüğü bir anlamda getireceği düşüncesine paralel,  dünyada heyecan yaratmaktadır. Özellikle akademik çevreler bu oluşumları son yıllarda özellikle vurgulamakta ve gelişmeleri takip etmektedirler. 

‘’Bütün  dünya Shakespeare’ in söylediği gibi bir sahne midir gerçekten de? Elbette hayır diyor E. Goffman ama hepimiz günlük hayatta pek çok performans sergiler, pek çok performansa da tanık oluruz.’’ Neticede bir biri ile etkileşim halinde varlık olan insan faktörü, toplum içinde yeni oluşumları karşılayarak yeniden inşaya destek olmaya bir bakıma mecbur kalacaktır. Dolayısıyla hızla gelen metamodernizmi karşılamaya hazırlanırken, şimdiden yeni dünya düzenine hoşgeldin demeye ne dersiniz?  Belki de yeni nesiller bizden çok daha özgür, çok daha yenilikçi fikirlerle dünyayı yeniden yapılandırarak yollarına devam edecekler. Belki de konjonktürel olarak refah düzeylerinin artışı eklemlendiğinde, tahmin temelsel olarak gezegenler arası yolculuk vb. bunlara ilave edilebilir. Eğer ki bir kuşkunuz ve endişeniz var ise önereceğim şey şu olacaktır; biz bu gelişmeleri  reddetmeye kalkışsak bile, birkaç yüz yıl öncesine yönelik araştırma yapmanızı tavsiye edeceğim. Bu basit yöntemle, hiçbir şeyin olduğu yerde durmuyor oluşu,  sürekli bir hareket ve devinim  içinde olduğu, gerçeği görmeniz açısından değer ve anlam kazanacaktır…

Bugün geldiğimiz noktada, bir çok toplumların, bir çok faktörlerden dolayı çok mutlu olmadığı görülmekle birlikte, umut her zaman yeşerecek;  bilim, bizi izinde gittiğimiz sürece aydınlatmaya, yeni koşullar üretmeye devam edecektir. Her zaman da belirttiğim gibi bizler, ara geçiş dönemi  toplulukları olarak şansız sayılır mıyız? Belki de evet…

Sevgiyle Kalın…

YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

 

 

 

Sakarya Otel Sakarya Halı Yıkama Bursa Çekici 0 544 724 1 724 e-Sakarya.Net