1. DövizALIŞSATIŞ
  2. USD
  3. EURO

 

 

SON DAKİKA

 

İletişimsizliğin Teknolojisi!5 Şubat 2018 - 18:50, Pazartesi


Çiğdem Bakan Yılmaz

Gününüze şu senaryo ile başladığınızı hayal edin! Çalar saatinizi kurduğunuz halde saatiniz çalmadı ve uyanmanız gereken saatten bir saat gecikmeli olarak uyandınız. Yaklaşık olarak yarım saat sonra ofiste bir toplantıda olmanız gerekiyor fakat siz daha yatağınızdan bile yeni kalkıyorsunuz. Hızla banyoya koştunuz, tam suyu açıp apar topar rutin işlemlerinizi yapacaksınız ki o da ne! Elektriğiniz kesilmiş! Bu bir kabus olmalı ile başlayan cümleler sayıp dökmeye başlamışken, hay aksi! Bir de bakıyorsunuz ki telefonunuz açılmıyor. Toplantınıza, home ofis şeklinde katılmanız da mümkün değil. Duş alamıyorsunuz saçınızı kurutma şansınız yok, gerekli zindeliğe kavuşabilmek için kahvaltı ve kıyafet seçimi için maalesef zamanınız yok. Üstelik geç kalabileceğinizi iletmenizi sağlayacak iletişim olanaklarından da yoksunsunuz şu an da. Of pof içinde dün giydiğiniz kıyafetlerinizi üzerinize geçirdiğiniz gibi sokağa atıyorsunuz kendinizi. Senaryo bu ya, bir de bakıyorsunuz ki çıkmaz sokakta bulunan evinizin, sokak girişinde bir kaza sonucu devrilen elektrik direğini kaldırma çalışmaları var. Arabanız ile sokaktan çıkmanız imkansız görünüyor. Saatinize bakıyorsunuz, toplantınız birazdan başlamak üzere ve kelimenin tam anlamıyla şöyle diyebiliriz ki;  hayat sizin için kısa bir kesintiye uğramış  durumda.

Tam bir felaket doğrusu! Tüm aksilikler üst üste gelmişken, bu durumda olsaydınız siz ne yapardınız? Gibi klasik bir soru sormayacağım elbette. Eminim ki hepimiz, benzeri olaylar karşısında bir çözüm oluşturmaya çalışmışızdır.

İster dijital yerli olun, ister dijital göçmen, hepimiz dijital bir toplum içinde yaşıyoruz ve dijitalizmin getirdiği bir hayat akışı içinde olduğumuzun bilincindeyiz. Dolayısıyla, senaryoyu tersine çevirip her şey normal ilerlerken, teknolojiye bağımlılığımız otomotikleşmiş bilinç dışımızda varolur. Bu senaryo da da olduğu gibi, iletişim kaynaklarını kullanırken, aslında ne kadar da yalnızlaştığımızı hepimiz artık idrak edebiliyoruz. Çünkü, teknolojinin yalnızlaştırdığı insanlar, komşularının kapısını çalarak yardım isteme talebinde bulunamıyor. Ya da çok azımız bunu yapabiliyor. Zaten bulunsa da, karşı tarafta aynı etkide ve o da bunu çok olumlu karşılamayabiliyor. Teknolojinin çığ gibi büyüdüğü bu yüzyılda iletişimde iletişimsizliğin bir parçası haline gelmiş olmamız yaşadığımız bir çok olayın temel kaynağını oluşturmaktadır. Konuşmuyoruz sadece ve sadece yazıyoruz. Konuşuyoruz, dijital format gerekliliği şeklinde. Buradan hareketle teknolojik gelişmeler olmasın gibi bir söylemde asla bulunmuyorum, tam tersine getirdiği kolaylıklar ve yenilikler hakikaten muhteşem. Amacım bazı parçaların yerini değiştirmek, yok etmek ya da parçalamak değil. Net olarak burada ki amacım, teknolojik iletişimin yani iletişim teknolojilerinin, topluma tezahürü hakkında önemli bir bakış açısı geliştirerek incelemek ve otomatikleşmenin bireye etkisini irdelemektir.

Kanadalı iletişim uzmanı M. McLuhan iletişimi küresel boyutta küresel köy diye tanımlayarak, iletişim teknolojisindeki gelişmelerin, insanların düşünme biçimini etkilediği yönünde bir fikir ortaya atmıştır ki, bunun sadece düşünce biçiminde değil, yaşam biçiminde de radikal değişiklikler getirdiğini ve özellikle bazı toplumlarda, temelden eğri sistem üzerinde ki etkilerini ve küresel köyden küresel bağımlılığa dönüşümünü, ayrıca teknoloji tuksaklığını öne sürmüştür.Ve bence bir kaç yüzyıla kalmaz, dünyanın küresel tek bir toplum haline geleceği kanısındayım. Uçuk bir fikir sayılmaz, zaten şu an da bile etkilerini kısmen yaşamaktayız.

Günümüzde teknolojik ilerlemeler, insanların sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeylerini değiştirerek farklı bir boyuta getirmiştir. Bu doğal bir süreçtir. Sosyolojik olarak düşündüğümüzde, her teknolojik yenilikte yaşanan olağan ve olması gerekendir. Dolayısıyla, mevcut olan yapının değişimi önce karmaşık bir yapıya, sonrasında kabullenilen ve kabullenilmek zorunluluğunu olan bir yapıya dönüşür. İnsanlar, teknolojinin getirdiği konforla, her an bilgiye ulaşmanın keyfini yaşarken aynı zamanda sosyal ve kültürel açıdan yozlaşma etkisinin çoğu zaman farkında değillerdir. Böyle bir olgunun varlığını düşünerek ele aldığımızda, tüketime dayalı  bir kültür oluşur ki, bu algı toplumda asla küçümsenemez.

Geçenlerde bir arkadaşımın behsettiği farkındalık örneğinden söz etmek istiyorum.

'' Bir şeyler konuşuyoruz. Mesela eşimle bir ayakkabı almayı planlıyorum, markasından filan bahsediyorum. Çok kısa bir süre içinde istediğim markanın ayakkabıları düşüyor sosyal medyama ve bu sadece bir kez olmadı, defalarca oldu. Yani bunu internette bir yeri tıkladığım için olduğunu sanmıyorum,sanırım bizi dinliyorlar gibi bir paranoya geliştirdim bu konuda '' dedi.

Sizi şu konuda  temin ederim ki, bunu daha öncede çok kişiden duydum ve bu konuya dair bir yazımda ele almıştım, bir çok insan bunun farkında ve gayet normaller.  Hakikaten de daha önce yazdığım yazıda, gözetlenen toplumlarda sistemin, kontrollü şekilde gelişen faktörünün, digitalizmden kaynaklanarak her an bizimle birlikte olduğunu unutmamakta fayda olduğu kanısındayım. Günümüzde pazarlama dijitalinin dinamik gerçeği...

Asıl tehlike çanlarının çaldığı noktadan hareketle, tekno gerçekliğin farkına varmak ve bu doğrultuda hareket etmek önemlidir.

Pekala, bu kültür ikliminde teknolojiden tamamen soyutlanarak mı yaşamalıyız? Yoksa teknolojiyi kabullerek kölesi haline mi gelmeliz? Yaşadığımız çağda ikisinin de yanlışlığını önemli iki kavram üzreinden açıklamak istiyorum.

Tekno kültür ve tekno gerçeklik...

Tekno kültür; Teknoloji ile entegre olmuş, tekno-bilim diye adlandırılan günümüz bilim dünyasının içine zühur eden bir kültür biçimidir. Litaratürde tekno-bilimsel kültür olarakta açıklanabilmektedir. Bu noktada şöyle sorular, aklımda ne yazık ki kaçınılmaz hale geliyor. Teknoloji ile entegre olmuş bilimsel kültür toplumları, yeni bir sömürgeci anlayışı mı içermekte? Sömürgeciliğin teknoloji ile sarmallanmış etkisi, bizleri istesekte istemesekte içine mi çekmekte? Tek bir noktadan mı yönetilmek isteniyoruz? Üzgünüm ama kesinlikle evet, bu akıma evriliyoruz ve daha öncede dediğim gibi, gelecek yüzyıllarda dünya tek bir toplum haline gelecektir.

Tekno gerçeklik; Teknolojiyi tamamen hayatının akışı haline getiren toplum tutumları ile teknolojiden tamamen soyutlanarak yaşama eğilimi gösteren tutumlar arasında, bir köprü kurarak ortak bir tutum geliştirme çabası diye tanımlayabiliriz. Tekno gerçekçi tutum, ne teknolojiden tamamen uzak, ne de teknolojiye tamenen bağlanılmaması gerektiğini içeren bir tutum özelliğidir. Bu tarz tutumun savunucuları, tekno gerçekliği göz ardı etmememiz gerektiğini, makul ölçülerde hayatımızda olması gerektiğini belirtirler ve doğru olanı da budur. Özetle, teknolojik bir gerçekle karşı karşıyayız ve bu gelişmeleri kabul ederek teknolojiyi hayatımıza sokarken,  kendimizi çok fazla kaptırmadan, hayatımızda ki yerini, değerlerimize ve yaşam biçimimize uygun bir biçimde düzenlemeliyiz.

Teknoloji ne yazık ki günümüzde bilinçsiz ve kontrolsüz bir şekilde kullanılmaktadır. Buna bağlı olarak gelişen olumsuzlukları göz ardı edemeyiz. Teknoloji bağımlılığı bireyler üzerinde etkisini her geçen gün arttırmaktadır. Bu bağımlılık çeşidi bir çok psikolojik sorunu da beraberinde getirirken, bireylerin toplumdan soyutlanmasına da neden olmaktadır. Dolayısıyla, toplumda bu tür bireylerin artışı toplumu çok büyük ölçüde etkilemekte ve artan saldırgan tutumlar hatta had safhada şiddet eğilimlerinin ana kaynağını oluturmaktadır. Yapılan araştırmalar, internet üzerinde çok fazla zaman geçiren çocuk ve yetişkinlerin giderek yalnzlaştığını, sosyal iletişiminin zayıfladığını ve buna bağlı olarak gerçek ilişkiler kurmakta zorlandıklarını, kaygı ve endişe düzeylerinin arttığını öne sürmektedir. Sosyal bir varlık olan insanın, toplumdan uzaklaşarak bireysel hakimiyeti neticesinde, kişisel dünyasında yalnızlığı artacak, kolektif düşünce yapısına aykırı davranacaktır.İçe kapanma ile yalnızlık hissi birleşerek kontrolsüz bir düşünce tarzı geliştirecek, sosyo-kültürel açıdan gerilemeye başlayacaktır. Bu nedenle etrafına karşı duyarsızlığı artacak ve gerçek çevresinden kopuş süreci yaşayacaktır. Yine buna bağlı olarak zaman ve mekan algısı kalkmış olduğundan gerçekdışı ilişkiler kuracak, hem psikolojik ham de fizyolojik zararlara uğrayacaktır. Kaygı düzeyinin artmış olması, onu daha kolay manüpülatif etkiye açık hale getirecektir. Bu tür bireylerin toplumda artış göstermesine paralel olarak, değişen yapı üzerinde toplum, direktiflere ve yönlendirmelere daha rahat maruz bırakılarak etki altına alınabilir hale gelecektir.

Günümüzde hemen hemen herşeyi internet üzerinden yaptığımızı düşündüğümüzde, bu platform üzerinde geçirdiğimiz zaman artış göstererek devam ediyor. Yapılan araştırmalarda bunu genel çerçevede doğrulamaktadır. Dijital köyümüzde, doğal olarak kurulan iletişim azalmakta çoğu zamanda yok olmaktadır. Artık doğal olan dijitaldir ki,  gerçeklikle kopmadığımız sürece olması gereken de, tam bu olduğunu düşündürmekte açıkçası. Fakat topluma etkilerini düşündüğümüzde, duyarsızlık ve şiddet eğilimlerinin artışı, hepimizi olduğu kadar,  özellikle toplumun yapı taşı olan aile kurumunu derinden etkilemektedir. Bu bir sorundur, her ne kadar bireysel bir sorunmuş gibi algılanıyor olsada,  çok  çok önemli toplumsal bir sorundur! Toplumda artan şiddetin önüne geçmek istiyorsak, internetin kullanım kalitesini ve bilincini artırmak yönünde alacağınız önlemler belirleyici olacaktır. Tekno gerçeklik özellikle vurgulanmalıdır...

 Öyleyse, teknolojiyi kullanırken nelere dikkat ememiz gerektiğini, bireysel olarak bizler sorumluluğumuz dahiline almamız gerekirken, düzenlemeyi getirecek mercilerinde, en azından kirli bilgi akışını mümkün olabildiğince önleyebilecek, ek önlemleri alabilmesidir. Elbette tahakküm yolu ile değil, baskı unsuru olmadan yapabilmelidir. Yanı sıra birey, sosyal medya kullanımında ve oyunlar esnasında, sağlığı etkileyecek süreyi aşmış olması durumunda uyarı sistemleri ile ikaz edilmelidir. Ayrıca yine dijital ortamda sıklıkla maruz kalacağı etki üzerine uyarılmalıdır. Neticede hepimiz tekno bilimsel kültür alarak adlandırılan toplumun bireyleriyiz, bu toplumsal bir olgudur. Şu veya bu nedenle yokmuş gibi davranarak öteleyebileceğimiz bir durum söz konusu değildir, gerek birey gerek toplumsal olarak tekno gerçekliği özümsemeli ve böyle hareket etmeliyiz. Özellikle dijital göçmenler çok zorlansa da alışmak ve topluma entegre olmak zorundadırlar. Burada önemli olan şey, iletişimi ne ölçüde ve ne kalite kullandığımızla alakalıdır. Her ne kadar toplumsal düzeyde İletişimsizliğin teknolojisi can sıkıcı olsa da, oto kontrolü kaybetmeden ve bağımlılık geliştirmeden...

Herşey de olduğu gibi çoğu zarar azı karar...

Sevgiyle Kalın...

YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

 

 

 

Sakarya Otel Sakarya Halı Yıkama Bursa Çekici 0 544 724 1 724 e-Sakarya.Net