1. DövizALIŞSATIŞ
  2. USD
  3. EURO

 

 

 

 

Beklentilerinizi serbest bırakın25 Eylül 2018 - 17:39, Salı


Çiğdem Bakan Yılmaz

Epictetos’un bir sözü vardır, çok severim. Şöyle der; ‘’ Eğer gelişmek istiyorsan budala ve aptal gözüyle bakılmaya razı olmalısın’’

Korku dürtüleri ile dolu varlıklar olarak bizler, her bir korku gibi yargılanmaktan ve eleştirilmekten son derece çekinerek hayatlar sürüyoruz. Bir hayal kuruyoruz ve bunu hayata geçiremiyoruz. Çünkü an da yaşamıyoruz. Yaşamakta olduğumuz toplumun bizi dışlamasından, aptal ve beceriksiz olarak nitelemesinden öylesine korkuyoruz ki; sonunda tabiri caizse ödümüz patlıyor ve yapabileceklerimiz karşısında cesaretimizi tüketip, ya vazgeçiyoruz ya da potansiyellerimizin bile farkına varmadan göçüyoruz bu dünyadan.

Size iyi bir haberim var! Böyle devam etmek zorunda değil...

Sizden ricam, sadece bir iki dakikalığına gözlerinizi kapatıp derin bir nefes alarak kendinizi rahat bırakmanız ve şöyle düşünerek kendinize şu soruyu ve soruları  yöneltmenizdir. Lütfen sadece bir iki dakikalığına zaman ayırın. Bügün hayatınızın son günü olduğunu bildiğinizi düşünün, zamanla yarışıyorsunuz. En çok ne yapmayı hayal ederdiniz? Bu noktada sizden tek istediğim kendinize dürüst olmanız.

Ben kendi adıma bir adım öne çıkıyorum ve bayrağı kaptığım gibi kendi sonucumu sizinle paylaşmak istiyorum. Gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım ve bugünün yaşamın son günü olduğunu hayal ettim. Kendime şunu sordum. Çok mutlu olabileceğini düşündüğün, neyi yapmak isterdin bugün? Beni yakından tanıyanlar bilirler. Yıllardır çok istediğim ve kendi kendime bir çok türden çeşitli bahaneler üreterek gerçekleştiremediğim, hep erteleyip ötelediğim, dolayısıyla hep aklımın bir tarafında kalan, uçaktan paraşütle atlama hevesim geçti gözlerimin önünden. Ama ne çılgınlık! Kendini kandırmadan cevap ver dedim ve sorulara devam ettim... Bu bir zaman meselesi mi? Hayır. Bu bir cesaret meselesi mi? Hayır. Bu bir maddesel güç meselesi mi? Hayır. O zaman ne? Nedir bizi yapmak isteyipte yapmaktan alıkoyan şey? Çok samimi ve net söylüyorum. Asıl mesele gerçekten istemediğimizdir. İsteğin zayıflığı ve motivasyon eksikliğidir.

Aslında tırnak içinde belirtmek gerekirse ‘’Eğer gerçekten istersek yapamayacağımız hiç bir şey yoktur’’ klasik söyleminde olduğu gibi, bunun bilincinde olabilmektir bize gerekli olan iç motivasyon. Bu bir iş olabilir, bu bir ilişki olabilir, bu bir kendi tarzımızı değiştirme isteği olabilir, bu bir aktivite veyahut bir spor dalı olabilir. Her ne ise bu isteklere tüm ruhumuzla odaklanmadığımız ve bu belirsizlik karşısında aciz kalarak, erteleme naturamız ile birleşen doğal ritmimiz ile, bizim için en önemli şey olan an ı kaçırarak ve dolayısıyla beklentilerimizin yüksekliğine paralel bir kısır döngü içerisinde, oradan buraya savrulan bir iç devinim yaşadığımızdır.

Hiç farkettiniz mi? Beklentilerimiz hep geleceğe dairdir. Oysa ki böyle bir gelecek garantisi yok. Yavaş yavaş ölebileceğinizi düşünerek, bir yatağa da bağımlı olarak bekliyor olabilirsiniz. Öyle bir durum içerisinde, bu defada geçmişe takılı pişmanlıklar mı yaşamalısınız? İkisi de değil... O halde sımsıkı sarıldığınız beklentilerinizi serbest bırakın ve harekete geçin.  Ne bekliyorsunuz? Sadece bir gününüz var, o da bugün yani an ın ta kendisi. İsterseniz bunu kendinizde eğlenceli bir ritüellede tamamlayabilirsiniz, psikolojik açıdan çok daha etkili olacaktır. Mesela bir kağıda dökerekte serbest bırakabilirsiniz, sizden çıkmalarına izin verin yeter ki...

Hiç bir şey, az önce saydığımız isteklerin hiç biri, bize birileri tarafından altın tepsiler içinde sunulmaz. Bizler bazı zamanlar hep bir şeylerin bize gelmesini bekleriz. Fırsat bize gelsin, iş bize gelsin, ilişki bize gelsin. Hem gelsin hem de bizim beklentilerimiz doğrultusunda gelsin. Hiç bir çaba sarfetmeyelim. Nasıl? Harika değil mi? Böyle bir şey asla yok. Her zaman için iş ilişkileri olsun, arakadaşlık ilişkileri olsun, akrabalık ilişkileri olsun, ikili ilişkiler olsun ve bu ilişkilerden ya da onlardan çok daha fazla ve belki de yapamayacakları olan beklentilerimiz vardır. Bunlar bizim istediğimiz gibi olmadığı zaman mutsuz olur ve sürekli şikayet ederiz. Halbu ki karşı tarafında sizin gibi beklentileri vardır. Bu ben merkezci hafif narsistik özelliklerimiz devam ettiği sürece şunu bilin ki, mutsuzluklarımız kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda iki seçenek vardır. Ya beklentilerimizi bırakıp karşımızdakini olduğu gibi kabul etmemiz  ya da beklentilerimizi karşılayacak ilişkiler içine girmemiz gerekecektir.  Bu bir iş ise o olanağı yaratmak olacaktır. Değişim ve dönüşümler size her zaman bedel ödetir,  fakat bu bedeli ödemeye cesareti olanlar her zaman kazanır.

Toparlamamız gerekirse bunlar neyi ifade ediyor? Hiç bir zaman beklentilerimizi kendimize itiraf etmeyiz. Hatta bu bizim tamamen bilinçaltı süreçlerimizde yatar. Çoğu zaman farkında bile değilizdir ve bu doğal bir olgudur. Bunu sadece kendimize zaman ayırıp sorgularsak görebiliriz. Karar vermek zorundayız. Ya beklentilerimizin altında ezileceğiz  ya da beklentilerimizi olduğu gibi serbest bırakacağız. Kendinize zaman ayırıp, kendiniz gibi olmadığınız alanlara bakacak olursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.Örneğin; İşinizde hoşuna gitmeyen şeyler varsa, bu beklentileriniz  ile doğru orantılıdır. Değiştirin. İlişkileriniz de de öyle, belki de karşı tarafın hayatını yaşama eğilimindesiniz ve beklentiniz altında ezilmişsinizdir. Değiştirin. Herşeyden önce kendinize gerçekten inanmanız gerekir. Bizler bazen doğru bildiğimiz yanlışlar içinde, körü körüne inanarak yüzüyoruz. Ve belki de bu, kendi benliğimiz içinde geçerlidir. Ne dersiniz? Sorguladığınızda görebilirsiniz. Kendinize karşı dürüst olmayı başararak, kendinizi kandırmaktan vazgeçerseniz, bir adım daha atmış olursunuz. Ve daha da önemlisi geçmişle kendinizi itham etmeyin. Asla unutmayın, sahip olduğunuz tek bir gün var o da bugün. Harekete geçin...İnsanların ille de sizi sevmesini beklemeyin ve size saygı duymasını. Onları olduğu gibi sevin ve sizi sevdikleri şekliyle kabul edin. Beklentiler içinde ezilip kafa yoracağınıza sahip olduklarınızla mutlu olmayı deneyin. Ve son olarak ,her şey sen de başlar sen de biter ilkesini her zaman  hatırlayın. Zaman kaybetbetmeyin; çünkü öleceksiniz, çünkü öleceğiz...   Sevgiyle Kalın...

YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

 

 

 

Sakarya Otel Sakarya Halı Yıkama Bursa Çekici 0 544 724 1 724 e-Sakarya.Net